hipodrom bana çabucak nerede zayıf, nerede güçlü olduğumu söyler, ve o gün kendimi nasıl hissettiğimi ve ne kadar değiştiğimizi, SÜREKLİ değiştiğimizi, ve bunun ne kadar farkında olmadığımızı.
ve kalabalığın soyulması yüzyılın korku gösterisidir. HEPSİ kaybeder, bakın onlara, bakabilirseniz. hipodromda geçireceğiniz bir gün size üniversitede dört yılda öğreneceğinizden daha fazlasını öğretebilir.
üniversitede Yaratıcı Yazı dersi veriyor olsaydım öğrencilerin haftada bir kez hipodroma gitmelerini ve her koşuya iki dolardan az olmamak kaydı ile oynamalarını dersin olmazsa olmaz koşullarından biri yapardım, plase oynamak yok. plase oynayanlar ASLINDA evde kalmak isteyip bunu nasıl yapacaklarını bilmeyenlerdir.
Yaratıcı Yazı dersi verirken görebiliyorum kendimi,
“evet. Bayan Thompson nasıl gitti?”
“18 dolar kaybettim.”
“son koşuda hangi ata oynadınız?”
“Tek-Göz Jack’e.”
“kerizlenmişsiniz, Bayan Thompson, atın iki buçuk kiloluk handikapı vardı ve bu ahaliyi çeker, ama aynı zamanda koşulların izin verdiği ölçüde sınıf atlamak demektir, sınıf atlayan bir at ancak kağıt üzerinde şansı yoksa kazanabilir. Tek-Göz Jack’in hız ortalaması da hayli yüksekti, ki ahaliyi çeken başka bir unsurdur, ancak hız ortalaması iki yüz metre üzerinden hesaplanmıştı, iki yüz metre üzerinden hesaplanan hız ortalaması koşunun tamamı üzerinden hesaplanan hız ortalamasından her zaman daha yüksektir, dahası, hesaplarınızı dikkatli yapsaydınız atın bir sprinter olduğunu görürdünüz. 1/3 ile sonuncu gelmesi sürpriz değil.”
“sizinki nasıl gitti.”
“yüz kırk dolar içerdeyim.”
“son koşuda kime oynadınız,”
“Tek-Göz Jack’e. ders bitmiştir.”
-Henry Chinaski
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder