Cumartesi
günü sabah karşı alınan bir karar ile AB Maliye Bakanları, Güney Kıbrıs’ın
kurtarılması için sağlanan yardıma, daha önce görülmemiş bir şart koştular.
Buna göre G.Kıbrıs’a €10 mlr yardım sağlanacak, ancak bankalardaki tüm
mevduatlara vergi konulacak. Uygulama nedeniyle bugün ve yarın G. Kıbrıs’ta
bankalar kapalı olacak, Çarşamba günü ise mevduat sahipleri hesaplarını
%6.75-%9.9 oranlarında azalmış bulacaklar.
G. Kıbrıs bu duruma nasıl geldi?
G.
Kıbrıs’ın toplam nüfusu 1.1 milyon kişi. Bankacılık sisteminin yükümlülükleri,
G. Kıbrıs ekonomisinin 8 katı. Bu oranda AB ortalaması 3,5.
G.
Kıbrıs son 1.5 yıldır uluslararası piyasalardan borçlanamıyor. 2011 yılında
yakın müttefiki Rusya, ülkeye €2.5 mlr yardım sağladı ve ülke ekonomisi bu
sayede ayakta kaldı. Ancak Yunanistan’daki tahvil saç traşı (haircut), Yunan
banka tahvillerine riskleri son derece yüksek olan G. Kıbrıs bankalarının
sermayelerini de tehlikeye attı. Böylece 2012 yılı yaz aylarında G. Kıbrıs Rum
Yönetimi AB ve IMF’ten resmen yardım istemek zorunda kaldı. Ülkenin toplam fon
ihtiyacı €17 mlr olarak hesaplandı. Ancak bu yardım ile G. Kıbrıs’ın borç/GSYH
oranı %92’den %145’e çıkmış olacaktı. AB bu yüzden yardım fonunu (ESM)
kullanarak, doğrudan ülke bankalarının sermayelerini artırmayı düşündü.
Böylece, G. Kıbrıs’ın kamu borcu artmamış olacaktı.
Yardımın detayları
neler?
Yardımın detayları aslında tek bir
konu dışında klasik reçetelere dayanıyor:
·
G.
Kıbrıs özelleştirmelere hız verecek
·
GSYH’nin
%4.5’i kadar bütçe tasarrufu yapılacak.
·
Sermaye
gelirlerine uygulanan stopaj artırılacak
·
Bankalar
yeniden yapılandırılarak sermayeleri güçlendirilecek
·
Kurumlar
vergisi artırılacak
·
Şu
ana kadar uygulanan kurtarma planlarında olmayan unsur ise mevduata vergi
konulması.
€100 bin altındaki mevduatlara %6.75, €100 bin üzerindeki mevduatlara ise %9.9
vergi uygulanacak. Mevduat sahiplerine, vergi olarak alınan tutarlar kadar
banka hissesi verilecek. Böylece, G. Kıbrıs’a yapılacak €10 mlr yardıma ek
olarak €5.8 mlr sağlanmış olacak.
·
Tüm bu
yardım planı Nisan ayının ortasında AB tarafından onaylanacak ve ardından
ulusal parlamentolarda da onaylanması gerekecek.
·
ECB
mevcut uygulamaları ile G. Kıbrıs bankalarını fonlamaya devam edecek.
·
Şimdilik
IMF’in yardıma katkıda bulunup bulunmayacağı belli değil.
·
Tahvil
yatırımcılarına ek bir vergi ya da saç traşı (haircut) uygulanması konusu da
tamamen olasılık dışı değil.
·
G.
Kıbrıs parlamentosu bugün toplanarak bu kurtarma planını oylayacak. İktidar
partisinin 56 koltuktan sadece 20’sine sahip olması nedeniyle, muhalefetten
destek gelmez ise planın onaylanmaması riski bulunuyor.
Mevduata vergi
nereden çıktı?
Aslında G. Kıbrıs ekonomisi, tüm AB
ekonomisinin sadece %0,2’si. Bu açıdan G. Kıbrıs’ın tamamen iflasına izin
verilmesi bile AB üzerinde önemli bir etki yaratacak boyutta değil gibi
görünüyor. Ancak sorun maalesef göründüğünden çok daha büyük. Ülkenin finansal
sektörü, ülke ekonomisinin 5 katı.
G. Kıbrıs’ta da, AB genelinde olduğu
gibi €100 bine kadar olan mevduatlar garanti altında. Yetkililere göre mevduat
sahiplerinin de bu yardım planına dahil edilmesi, ülkenin ayakta kalabilmesi
için tek çare. Mevduata konan verginin amacı, G.Kıbrıs’ın vergi tabanını
genişletmek olarak açıklanıyor.
Ülkenin bankalarının, €5.8 milyarlık mudi
katkısı olmadan kurtarılması ülkenin ekonomine denk bir kurtarma paketi demek
ve bu da IMF açısından bile sorunlu bir kurtarma anlamına gelecekti. AB
yetkililerine göre bu durum istisnai ve bu yüzden özel önlemlere başvuruldu.
Sorun çözerken yeni
bir sorun yaratma – Avrupa stili!
Geçtiğimiz yıllarda AB yetkilileri
bankaların içinde bulundukları darboğaza rağmen mevduat sahiplerinin, hiç bir
şekilde etkilenmemesi için yoğun çaba sarf etmişlerdi. Mevduat sahiplerinin
zarar etmesi durumunda tüm kıtadan yoğun mevduat çıkışlarının başlayacağından
korkulmuştu.
Ülkenin kurtarılması karşılığında
mevduat sahiplerine vergi konulması şimdiye kadar görülmemiş bir uygulama. Bu
nedenle, etkilerini kestirmek güç. Ancak piyasaları korkutan ilk konu, bu
uygulamanın diğer sorunlu Avrupa ülkeleri için bir örnek teşkil etmesi
olasılığı ve bunun bu kez bankalardan mevduat çıkışına yol açması olasılığı.
Farklı muamelenin
sebebi sadece ekonomik mi?
G. Kıbrıs’a sağlanan yardımın,
öncekilere göre şekil değiştirdiği açık. Artık sorunlu ülkelerin başta Almanya
olmak üzere sağlam AB ekonomileri tarafından finanse edilmesi uygulaması vergi
mükelleflerinin ciddi tepkisi çekmeye başladı. Yunanistan örneğine bakalım:
Birkaç kez yardım sağlanmasına rağmen, Yunan ekonomisi bu yardım karşılığı
taahhüt ettiği hedefleri bir türlü yakalayamıyor. Bu da özellikle Alman
kamuoyunda, Yunanlıların Alman parası ile har vurup harman savurduğu gibi bir
algılamaya yol açıyor. Bu yüzden bir ülkeye sağlanan yardımlara karşılık bundan
sonra, o ülke vatandaşlarının öncekilere göre çok daha fazla fedakarlık
yapmaları istenecek gibi görünüyor. G. Kıbrıs bu düşünce değişikliğinin ilk
adımı.
Siyasi
duruşa ek olarak bir de kara para meselesi var: Yeni vergiler sadece G. Kıbrıs
vatandaşlarını değil, bu ülkede mevduatı olan zengin Rusları ve İngiliz
vatandaşlarını da etkileyecek. Ülkedeki mevduatların çoğu varlıklı Ruslara ait.
Rusya’nın aktif büyüklüğü açısından ikinci büyük bankası olan VTB’nin G.
Kıbrıs’ta $13.8 milyar riski bulunuyor. Rus vatandaşlarının G. Kıbrıs’taki
toplam mevduatı ise €18 mlr civarında. Mevduata uygulanan vergide herhangi bir
ülke ayrımı gözetilmemesi, bir anlamda, G. Kıbrıs’ın vergi cenneti olarak
kullanıldığının kabulü ve buradaki mevduattan yapılacak kesintiye gelecek
itirazların da ısrarcı olmayacağı düşüncesi.
Aşağıdaki
grafikte mavi çubuklar G. Kıbrıs, mavi çubuklar ise diğer milliyetten
yatırımcıların mevduatlarını gösteriyor.
G. Kıbrıs’ın bu şekilde kurtarılması neden riskli?
1. Mevduat sahiplerinin bir anda işin
içine sokulması, AB içinde güven unsurunu ortadan kaldırıp bulaşma riskini
(contagion) yine gündeme getirecek. Bu durum, sorunlu AB ülkeleri kadar, Doğu
Avrupa bankacılık sistemi üzerinde de kendini gösterebilir.
2. Bu kez tahvil yatırımcılarına
dokunulmamış olması ve G. Kıbrıs bankalarının dış operasyonlarının bu vergiden
muaf tutulması etik sorular doğuruyor. Ancak G. Kıbrıs’ın sadece €2 mlr
tutarında tahvili olduğunu, yani bunlara uygulanacak bir saç traşının, gerekli
fonu sağlama açısından faydasız olacağını da belirtelim.
3. Mevduatlara getirilen vergi ile
mevduat güvencesi fiilen anlamsız hale gelmiş oluyor. Yani küçük yatırımcılara
verilen “korunma” sözü tutulmamış oluyor. Bu kısa vadede G. Kıbrıs’ta, orta
vadede ise tüm Avrupa’da siyasi sonuçlar yaratacaktır.
Piyasalarda ne beklemeli?
Görüleceği
üzere bu gelişmeler birçok soru işareti yaratmış durumda. “Cin şişeden çıktı”
ve bu da bu sabah piyasalarda gördüğümüz satışların ana nedeni. Yine de
piyasalarda panik görmemize yol açacak bir durum yok. İlk aşamada İspanya ve
İtalya bankacılık sektöründen bir mevduat çıkışı olup olmadığını ve bu ülke
tahvil faizlerinin seyrini izleyeceğiz. Bu yönde olumsuz bir işaret gelir ise
Avrupa borsalarında, özellikle banka hisseleri kaynaklı satışlar güçlenecek ve
EUR değer kaybetmeyi sürdürecektir. Öte yandan ECB’nin piyasalarda görülecek
karışıklık için hazırlıklı olduğunu ve herhangi bir nakit sıkışıklığına izin
vermeyeceğini de belirtelim.
TL: Yurtiçinde
paritedeki düşüş ile birlikte $/TL kurunda geçen hafta başlayan yükselişin
sürmesini bekliyoruz. Ancak TL’nin döviz sepeti bazında önemli bir değişim
sergilemiyor olması nedeniyle, 1.8150-1.8300 aralığında yeniden dövize satış
geleceğini ve kurun bir süre daha 1.80 civarında dalgalanmaya devam edeceğini
tahmin ediyoruz. Kuşkusuz 26 Mart’taki TCMB toplantısı, TL açısından en kritik
konu olmaya devam edecek.
Faiz: Tahvil
piyasasında bu hafta yapılacak 4 ihale nedeniyle satış baskısı korunacaktır.
TL’de olduğu gibi TCMB’nin fonlama tarafı ile ilgili vereceği mesajlar faizde
kısa vadeli yönü belirleyecek. Bir süre daha verim eğrisinin dik şeklini
koruyacağını ve kısa vadeli tahvillerin uzunlara göre daha cazip olmaya devam
edeceğini düşünüyoruz.
İMKB : İtalya kaynaklı
siyasi belirsizliğin ardından Güney Kıbrıs riskiyle karşı karşıya kalan hisse
piyasalarında, haftanın ilk işlemlerinde söz konusu riskin fiyatlaması etkili
olacaktır. Avrupa kaynaklı risklerin fiyatlanıyor olması, İMKB100 endeksi açısından
devam eden yön arayışında destek seviyelerini gündeme getirmesi beklenmelidir.
Şu aşamada G.Kıbrıs risk fiyatlamasının, ülke ekonomisinin Euro bölgesi
içerisindeki payına paralel sınırlı kalması beklenebilir. Ancak Avrupa’da
faizlerin seyri ve bölge bankacılık sektörü yakından izlenecektir. Sınırlı risk
fiyatlaması paralelinde İMKB’de 82000 desteği haftanın ilk işlemlerinde öne
çıkabilir. 82000 desteği üzerinde gelebilecek tepki alımlarının sürdürülebilir
olması açısından 83000-84000 aralığının aşılması gerektiğini düşünüyoruz, bu
takdirde zirve seviyeye yönelik fiyatlama destek bulabilir. Aksi halde yön
arayışına bağlı olarak volatilite sürecektir. 82000 desteği altındaki
gerilemelerde ise 81200 ve 80000 riskleri artacağından, bu yöndeki eğilimlerde
Sat-Al stratejisi tercih edilebilir.
Kaynak: Garanti
Yatırım Araştırma
