18 Mart 2013 Pazartesi

Güney Rum Kesimi 'nin Kurtarılması


 Geçtiğimiz altı ay içinde, global piyasalarda Avrupa krizinin geride kaldığı fiyatlandı. Haftasonu AB’nin G. Kıbrıs için aldığı bazı kararlar, bu düşüncenin doğru olup olmadığını görmemiz için bir test niteliğinde. İlk olarak piyasalarda satış görülecektir, ancak bu satışların uzun süreli olmayacağını düşünüyoruz. Yurtiçi piyasalarda da yine kısa süreli bir olumsuzluk bekliyoruz.

Cumartesi günü sabah karşı alınan bir karar ile AB Maliye Bakanları, Güney Kıbrıs’ın kurtarılması için sağlanan yardıma, daha önce görülmemiş bir şart koştular. Buna göre G.Kıbrıs’a €10 mlr yardım sağlanacak, ancak bankalardaki tüm mevduatlara vergi konulacak. Uygulama nedeniyle bugün ve yarın G. Kıbrıs’ta bankalar kapalı olacak, Çarşamba günü ise mevduat sahipleri hesaplarını %6.75-%9.9 oranlarında azalmış bulacaklar.

G. Kıbrıs bu duruma nasıl geldi?

G. Kıbrıs’ın toplam nüfusu 1.1 milyon kişi. Bankacılık sisteminin yükümlülükleri, G. Kıbrıs ekonomisinin 8 katı. Bu oranda AB ortalaması 3,5.

G. Kıbrıs son 1.5 yıldır uluslararası piyasalardan borçlanamıyor. 2011 yılında yakın müttefiki Rusya, ülkeye €2.5 mlr yardım sağladı ve ülke ekonomisi bu sayede ayakta kaldı. Ancak Yunanistan’daki tahvil saç traşı (haircut), Yunan banka tahvillerine riskleri son derece yüksek olan G. Kıbrıs bankalarının sermayelerini de tehlikeye attı. Böylece 2012 yılı yaz aylarında G. Kıbrıs Rum Yönetimi AB ve IMF’ten resmen yardım istemek zorunda kaldı. Ülkenin toplam fon ihtiyacı €17 mlr olarak hesaplandı. Ancak bu yardım ile G. Kıbrıs’ın borç/GSYH oranı %92’den %145’e çıkmış olacaktı. AB bu yüzden yardım fonunu (ESM) kullanarak, doğrudan ülke bankalarının sermayelerini artırmayı düşündü. Böylece, G. Kıbrıs’ın kamu borcu artmamış olacaktı.

Yardımın detayları neler?

Yardımın detayları aslında tek bir konu dışında klasik reçetelere dayanıyor:
·         G. Kıbrıs özelleştirmelere hız verecek
·         GSYH’nin %4.5’i kadar bütçe tasarrufu yapılacak.
·         Sermaye gelirlerine uygulanan stopaj artırılacak
·         Bankalar yeniden yapılandırılarak sermayeleri güçlendirilecek
·         Kurumlar vergisi artırılacak
·         Şu ana kadar uygulanan kurtarma planlarında olmayan unsur ise mevduata vergi konulması. €100 bin altındaki mevduatlara %6.75, €100 bin üzerindeki mevduatlara ise %9.9 vergi uygulanacak. Mevduat sahiplerine, vergi olarak alınan tutarlar kadar banka hissesi verilecek. Böylece, G. Kıbrıs’a yapılacak €10 mlr yardıma ek olarak €5.8 mlr sağlanmış olacak.
·         Tüm bu yardım planı Nisan ayının ortasında AB tarafından onaylanacak ve ardından ulusal parlamentolarda da onaylanması gerekecek.
·         ECB mevcut uygulamaları ile G. Kıbrıs bankalarını fonlamaya devam edecek.
·         Şimdilik IMF’in yardıma katkıda bulunup bulunmayacağı belli değil.
·         Tahvil yatırımcılarına ek bir vergi ya da saç traşı (haircut) uygulanması konusu da tamamen olasılık dışı değil.
·         G. Kıbrıs parlamentosu bugün toplanarak bu kurtarma planını oylayacak. İktidar partisinin 56 koltuktan sadece 20’sine sahip olması nedeniyle, muhalefetten destek gelmez ise planın onaylanmaması riski bulunuyor.
Mevduata vergi nereden çıktı?

Aslında G. Kıbrıs ekonomisi, tüm AB ekonomisinin sadece %0,2’si. Bu açıdan G. Kıbrıs’ın tamamen iflasına izin verilmesi bile AB üzerinde önemli bir etki yaratacak boyutta değil gibi görünüyor. Ancak sorun maalesef göründüğünden çok daha büyük. Ülkenin finansal sektörü, ülke ekonomisinin 5 katı.

G. Kıbrıs’ta da, AB genelinde olduğu gibi €100 bine kadar olan mevduatlar garanti altında. Yetkililere göre mevduat sahiplerinin de bu yardım planına dahil edilmesi, ülkenin ayakta kalabilmesi için tek çare. Mevduata konan verginin amacı, G.Kıbrıs’ın vergi tabanını genişletmek olarak açıklanıyor.

Ülkenin bankalarının, €5.8 milyarlık mudi katkısı olmadan kurtarılması ülkenin ekonomine denk bir kurtarma paketi demek ve bu da IMF açısından bile sorunlu bir kurtarma anlamına gelecekti. AB yetkililerine göre bu durum istisnai ve bu yüzden özel önlemlere başvuruldu.


Sorun çözerken yeni bir sorun yaratma – Avrupa stili!

Geçtiğimiz yıllarda AB yetkilileri bankaların içinde bulundukları darboğaza rağmen mevduat sahiplerinin, hiç bir şekilde etkilenmemesi için yoğun çaba sarf etmişlerdi. Mevduat sahiplerinin zarar etmesi durumunda tüm kıtadan yoğun mevduat çıkışlarının başlayacağından korkulmuştu.

Ülkenin kurtarılması karşılığında mevduat sahiplerine vergi konulması şimdiye kadar görülmemiş bir uygulama. Bu nedenle, etkilerini kestirmek güç. Ancak piyasaları korkutan ilk konu, bu uygulamanın diğer sorunlu Avrupa ülkeleri için bir örnek teşkil etmesi olasılığı ve bunun bu kez bankalardan mevduat çıkışına yol açması olasılığı.

Farklı muamelenin sebebi sadece ekonomik mi?

G. Kıbrıs’a sağlanan yardımın, öncekilere göre şekil değiştirdiği açık. Artık sorunlu ülkelerin başta Almanya olmak üzere sağlam AB ekonomileri tarafından finanse edilmesi uygulaması vergi mükelleflerinin ciddi tepkisi çekmeye başladı. Yunanistan örneğine bakalım: Birkaç kez yardım sağlanmasına rağmen, Yunan ekonomisi bu yardım karşılığı taahhüt ettiği hedefleri bir türlü yakalayamıyor. Bu da özellikle Alman kamuoyunda, Yunanlıların Alman parası ile har vurup harman savurduğu gibi bir algılamaya yol açıyor. Bu yüzden bir ülkeye sağlanan yardımlara karşılık bundan sonra, o ülke vatandaşlarının öncekilere göre çok daha fazla fedakarlık yapmaları istenecek gibi görünüyor. G. Kıbrıs bu düşünce değişikliğinin ilk adımı.

Siyasi duruşa ek olarak bir de kara para meselesi var: Yeni vergiler sadece G. Kıbrıs vatandaşlarını değil, bu ülkede mevduatı olan zengin Rusları ve İngiliz vatandaşlarını da etkileyecek. Ülkedeki mevduatların çoğu varlıklı Ruslara ait. Rusya’nın aktif büyüklüğü açısından ikinci büyük bankası olan VTB’nin G. Kıbrıs’ta $13.8 milyar riski bulunuyor. Rus vatandaşlarının G. Kıbrıs’taki toplam mevduatı ise €18 mlr civarında. Mevduata uygulanan vergide herhangi bir ülke ayrımı gözetilmemesi, bir anlamda, G. Kıbrıs’ın vergi cenneti olarak kullanıldığının kabulü ve buradaki mevduattan yapılacak kesintiye gelecek itirazların da ısrarcı olmayacağı düşüncesi.

Aşağıdaki grafikte mavi çubuklar G. Kıbrıs, mavi çubuklar ise diğer milliyetten yatırımcıların mevduatlarını gösteriyor.
  
G. Kıbrıs’ın bu şekilde kurtarılması neden riskli?
1.     Mevduat sahiplerinin bir anda işin içine sokulması, AB içinde güven unsurunu ortadan kaldırıp bulaşma riskini (contagion) yine gündeme getirecek. Bu durum, sorunlu AB ülkeleri kadar, Doğu Avrupa bankacılık sistemi üzerinde de kendini gösterebilir.
2.     Bu kez tahvil yatırımcılarına dokunulmamış olması ve G. Kıbrıs bankalarının dış operasyonlarının bu vergiden muaf tutulması etik sorular doğuruyor. Ancak G. Kıbrıs’ın sadece €2 mlr tutarında tahvili olduğunu, yani bunlara uygulanacak bir saç traşının, gerekli fonu sağlama açısından faydasız olacağını da belirtelim.
3.     Mevduatlara getirilen vergi ile mevduat güvencesi fiilen anlamsız hale gelmiş oluyor. Yani küçük yatırımcılara verilen “korunma” sözü tutulmamış oluyor. Bu kısa vadede G. Kıbrıs’ta, orta vadede ise tüm Avrupa’da siyasi sonuçlar yaratacaktır.
Piyasalarda ne beklemeli?

Görüleceği üzere bu gelişmeler birçok soru işareti yaratmış durumda. “Cin şişeden çıktı” ve bu da bu sabah piyasalarda gördüğümüz satışların ana nedeni. Yine de piyasalarda panik görmemize yol açacak bir durum yok. İlk aşamada İspanya ve İtalya bankacılık sektöründen bir mevduat çıkışı olup olmadığını ve bu ülke tahvil faizlerinin seyrini izleyeceğiz. Bu yönde olumsuz bir işaret gelir ise Avrupa borsalarında, özellikle banka hisseleri kaynaklı satışlar güçlenecek ve EUR değer kaybetmeyi sürdürecektir. Öte yandan ECB’nin piyasalarda görülecek karışıklık için hazırlıklı olduğunu ve herhangi bir nakit sıkışıklığına izin vermeyeceğini de belirtelim.

TL: Yurtiçinde paritedeki düşüş ile birlikte $/TL kurunda geçen hafta başlayan yükselişin sürmesini bekliyoruz. Ancak TL’nin döviz sepeti bazında önemli bir değişim sergilemiyor olması nedeniyle, 1.8150-1.8300 aralığında yeniden dövize satış geleceğini ve kurun bir süre daha 1.80 civarında dalgalanmaya devam edeceğini tahmin ediyoruz. Kuşkusuz 26 Mart’taki TCMB toplantısı, TL açısından en kritik konu olmaya devam edecek.

Faiz: Tahvil piyasasında bu hafta yapılacak 4 ihale nedeniyle satış baskısı korunacaktır. TL’de olduğu gibi TCMB’nin fonlama tarafı ile ilgili vereceği mesajlar faizde kısa vadeli yönü belirleyecek. Bir süre daha verim eğrisinin dik şeklini koruyacağını ve kısa vadeli tahvillerin uzunlara göre daha cazip olmaya devam edeceğini düşünüyoruz.

İMKB : İtalya kaynaklı siyasi belirsizliğin ardından Güney Kıbrıs riskiyle karşı karşıya kalan hisse piyasalarında, haftanın ilk işlemlerinde söz konusu riskin fiyatlaması etkili olacaktır. Avrupa kaynaklı risklerin fiyatlanıyor olması, İMKB100 endeksi açısından devam eden yön arayışında destek seviyelerini gündeme getirmesi beklenmelidir. Şu aşamada G.Kıbrıs risk fiyatlamasının, ülke ekonomisinin Euro bölgesi içerisindeki payına paralel sınırlı kalması beklenebilir. Ancak Avrupa’da faizlerin seyri ve bölge bankacılık sektörü yakından izlenecektir. Sınırlı risk fiyatlaması paralelinde İMKB’de 82000 desteği haftanın ilk işlemlerinde öne çıkabilir. 82000 desteği üzerinde gelebilecek tepki alımlarının sürdürülebilir olması açısından 83000-84000 aralığının aşılması gerektiğini düşünüyoruz, bu takdirde zirve seviyeye yönelik fiyatlama destek bulabilir. Aksi halde yön arayışına bağlı olarak volatilite sürecektir. 82000 desteği altındaki gerilemelerde ise 81200 ve 80000 riskleri artacağından, bu yöndeki eğilimlerde Sat-Al stratejisi tercih edilebilir.

Kaynak: Garanti Yatırım Araştırma







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder