Çin’in büyüme hedefini değiştirmemesi ve MB’larının parasal genişlemenin devam
edeceğine dair inancın artması; dün, ABD borsa endekslerinde rekor seviyelere
yükselişlere neden olurken, Avrupa borsalarında %2’yi geçen yükseliş oranlarına
neden oldu. Tabii bu yükselişe ABD’den gelen olumlu ekonomik dataların da etki
ettiğini eklemek de gerek.
İtalya’da siyasi belirsizliğin hala çözülememiş olmasına, Euro Birliğinden
gelen ekonomik dataların durgunluğa işaret etmesine rağmen MB’larından gelen
sinyallerin parasal genişleme taraftarı olması piyasalarda coşkunun sürmesine
neden oluyor. Zira parasal genişlemenin geçmişte borsalara yapığı etkilerini ve
bu etkinin günümüzde de yaşanarak borsaları daha çok yükseltebilecek gücü
olduğunu sürekli yazıyorum. Çünkü iktisada giriş kitaplarında anlatılan; arz ve
talebin buluştuğu yere “fiyat” denmesi, günümüzde; parasal arzın artmasının,
aynı hızda artmayan hisse senedi ve emtia fiyatlarında artışa neden olacağını
net şekilde ifade ediyor.
İçeride ise; bankalara Rekabet Kurumu’nun yüksek ölçekli bir ceza
vermeyebileceğine dair oluşan kanı, Bakan Babacan’ın benzer söylemi ile
birleşince İMKB’de yükselişi getirdi. Tabii İmralı süreci olarak adlandırılan
Kuzey Irak petrollerinin Avrupa’ya taşınması için bölgenin güvenli hale
getirilmesi sürecine dair olumlu beklentileri de eklemeden geçmemek gerek.
Ayrıca dün açıklanan ve TCMB’nın son dönemdeki politikalarında büyük önem
verdiği reel efektif kur endeksinin 120,39’dan 119,69’a gerilemesi TL’de
değerlenmeye neden oldu. BDDK verilerine göre 22 şubat haftasıda kredi artış
hızının %19,3 ile son 7 ayın en yükseğine ulaştığı haberi de reel efektif kur
endeksindeki gerilemenin de etkisiyle TCMB’nın faiz koridoru alt bandından yeni
bir indirime ihtiyaç duymayabileceği beklentisini güçlendirdi. Bu beklenti
TL’de değerlenmeye neden olan ana sebepti.
Bu sabahın dikkat çeken haberi ise; Venezuella lideri Hugo Chavez’in 58 yaşında
hayatını kaybettiği haberi. Uzun süredir kansere karşı tedavi gören Chavez’in
yerine Başkan Yardımcısı ve siyasete atılmadan önce otobüs şöförü olan yine
halkçı Nicolas Maduro geldi.
1999 yılında Euro tedavüle çıktığında Venezuella, İran, Irak ve Suriye
petrollerini Euro ile satacaklarını açıklamışlardı. Bu durum üzerine Irak işgal
edildi, Suriye’nin durumu malum, İran nükleer çalışmalar bahane edilerek baskı
altında tutuluyor. Chavez’e ise 2002’de darbe girişimi yapıldı. Ama başarılı
olamadı. Bugün artık Chavez yok ama İran ve Suriye hala ABD doları için riskli.
Unutulmasın ki son 100 yılda büyük devletleri büyük devlet yapan en önemli
gelir kaynağı; parasal sistem üzerinden aldıkları, senyoraj haklarıdır. En kaba
anlatımla; sıfır faizli borçlanma senedi olan PARA, ne kadar kullanılırsa o
kadar faizsiz borçlanma yapılıyor demektir. Hele bir de enflasyon varsa o
PARA’nın sahibi getiri bile sağlar. Eğer o PARA dünya üzerinde muteber bir para
ise; sadece o paranın yaratılması maliyeti ile dünyanın her yerinden her türlü
mal ve hizmeti alabilir. Örneğin Türkiye 100 dolarlık petrol almak için 100
dolarlık gelir elde etmesi gerekirken, ABD’nin dolar basması yeterli. İşte en
kaba anlatımı ile bu duruma iktisatta “senyoraj hakkı” deniyor. Bu hakkı
kaybettirmemek için ABD petrolümü euro ile satacağım diyenleri “iknaya”
çalışıyor. Diğer yandan “Euro neden hala çok değerli?” diye soranlar için de aynı
hikaye geçerli. Çünkü muazzam kamu borçlarını çevirmek zorunda kalan Euro
Birliği ülkeleri Euro’ya talep yaratırlarsa; paranın yukarıda yaptığım tanımı
gereği, sıfır faizle borç almış olurlar. Bunu da FED’den biraz daha fazla
(aslında FED’in üç katı ama fark sadece 50 baz puan) bir faiz getirisi ile
yaparak sağlıyorlar.
-Nuri Sevgen
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder