7 Şubat 2013 Perşembe

Damlalar

Kız arkadaşım Amerika'da birilerinin yalnızlığa karşı bir ilaç bulduğunu söyledi. Dün akşam Gece Hattı'nda duymuş, şimdi de ablasına ona bir kasa yollaması için özel ulakla mektup gönderiyor. Gece Hattı'nda ilacın Doğu Yakası'ndaki bütün eczanelerde bulunduğunu ve NewYork'da peynir ekmek gibi sattığını söylemişler.İki türü varmış, damla ya da sprey. Kız arkadaşım damla sipariş etti. Kendini yalnız hissetmesin diye ozon tabakasına zarar vermenin alemi yoktu.

Damlaları kulağına akıtıyordun ve yirmi dakika sonra kendini artık yalnız hissetmiyordun.Beyindeki kimyasal bir durumla alakalı olduğunu söylemişler radyoda, fakat kız arkadaşım söylenenleri anlayamamış. Tam olarak Marie Curie sayılmaz, benim kız arkadaşım. Biraz aptaldır hatta. Bütün gün oturup onu aldatacağımdan ve terk edeceğimden endişe eder. Fakat onu seviyorum, hem de deli gibi. Postaneden döndükten sonra artık benimle yaşamak zorunda olmadığını söyledi. Çünkü damlaların gelmesi gün meselesiymiş ve artık yalnız kalmaktan korkmuyormuş.

"Beni terk mi ediyorsun," diye sordum."Damlalar yüzünden mi? Neden?". Fakat onu seviyordum, hem de deli gibi. "Taşın istiyorsan," dedim ona, "ama bilmeni isterim ki hiç bir iğrenç kulak damlası seni benim sevdiğim gibi sevemez." Kulak damlaları ona hiçbir zaman ihanet de etmeyecekmiş ama. Öyle dedi bana,sonra da çıktı. Sanki ben ona ihanet edebilirmişim gibi.

Kent merkezinde kendine bir daire kiraladı, bütün gün postacının yolunu gözlüyor. Benim postayla bir işim yok, başka ülkelerden bana bir şeyler gönderecek arkadaşlarım da yok. Olsaydı çoktan yanlarına giderdim. Onlarla içmeye çıkardım, dert yanardım. Onlara sıkı sıkı sarılır, yanlarında ağlamaktan utanmazdım. Yıllarımızı geçirebilirdik bu şekilde, ömrümüzü. Yüzde yüz doğal, damlalardan çok daha iyi.


-Etgar Keret

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder