11 Eylül 2012 Salı

Buzdolabının Üstündeki Kız


Ona bir zamanlar yalnız kalmayı seven bir kızla birlikte olduğunu söyledi. Bu da çok acıklıydı, çünkü onlar bir çifttiler ve çift tanım olarak "birlikte" demektir. Fakat kız genellikle yalnız kalmayı yeğliyordu. Bu yüzden bir keresinde kıza, "Neden? Benim yüzümden mi? diye sormuştu.

Kız, "Hayır seninle ilgisi yok, benim yüzümden, benim çocukluğumla ilgili," demişti.

Anlamamıştı aslında şu çocukluk meselesini, bu yüzden kendi çocukluğuyla bir benzerlik kurmaya çalışmış, fakat bir yere varamamıştı. Düşündükçe, çocukluğunu bir başkasının dişindeki çürüğe benzetiyordu-sağlıksız, ama çok da önemli değil, onun için en azından.Yalnız kalmayı seven kız çocukluğu yüzünden ondan sürekli gizleniyordu.

Acıklı ve dokunaklı. Kız küçükken enerji dolu olduğu için annesiyle babasının ona gösterecek fazla sabırları yokmuş, zaten yaşlı ve yorgunmuşlar. Kız onlarla oynamak istermiş, bu onları daha da sinirlendirirmiş. Ona çenesini kapatmasını söyleyecek güçten bile yoksunmuşlar. O yüzden onu buzdolabının üstüne bırakıp işe giderlermiş. Ya da nereye gitmeleri gerekiyorsa oraya. Buzdolabı çok yüksekmiş, kız aşağı inemezmiş. Bu yüzden çocukluğunun çoğunu buzdolabının üstünde geçirmiş. Mutlu bir çocuklukmuş. Başkaları abilerinin dayağını yerken, o kendi kendine şarkılar söyler, etraftaki toz tabakasına resimler çizermiş. Buzdolabının manzarası da hariküladeymiş.

Şimdi büyümüş kız, yalnız geçirdiği o zamanları çok özlüyormuş.

Bu korkunç güzel bir hikaye. Evet, bu korkunç güzel bir hikaye, ama bana ait değil.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder