Sevgili Jane,
Benimki gibi darmadağınık akıp gidiveren
bir yaşantıda, uyku, açlık ve iş bana danışmadan kendi aralarında anlaşıp sıraya
giriyor. Yorucu detaylar konusunda bana danışmadıklarına minnetarım aslında.
Şöyle bir durum söz konusu: saat 5.30'da kalkıyorum, 8.00'e değin çalışıyorum,
evde kahvaltı ediyorum, 10.00'a kadar çalışıyorum, şehirde biraz yürüyüş
yapıyorum, ufak tefek işlerimi hallediyorum, yakınlardaki halka açık yüzme
havuzuna gidiyorum ve havuz bir tek benim oluyor o zaman, yarım saat yüzüyorum,
eve 11.45'te dönüyorum, posta ile gelen mektupları okuyorum, öğle vakti yemek
yiyorum. Öğleden sonra okul için işlerimi hallediyorum, ya ders veriyor ya da
dersime hazırlanıyor oluyorum. Okuldan eve saat 17.30 gibi döndüğümde
tıngırdamakta olan zihnimi birkaç bardak skoç ve su ile (1/5 galonu 5 dolar
şehrin alkol satan tek dükkanında. Bir sürü bar var ama) dinginleştirip yemek
hazırlıyor, okuyor ve biraz caz dinliyorum (burada radyo istasyonları güzel
çalıyor.) Saat 10 gibi yatmaya gidiyorum. Durmadan mekik ve şınav çekiyorum ve
inceliyormuşum gibi hissediyorum ama belki de öyle değildir. Dün gece zaman ve
bedenim bir olup beni sinemaya götürmeye karar verdiler. Umbrellas of
Cherbourg'u gördüm ve çok etkilendim. Benim gibi darmadağınık, orta yaşlı bir
adam için biraz yürek burkucuydu.
Ama dert değil, yüreğimin
burkulması hoşuma gider.
-Kurt Vonnegut
Kaynak: http://sireninsesi.blogspot.com/
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder