2 Kasım 2012 Cuma

The Prophet

sevinç ve kedere dair:
sevinciniz maskesinden sıyrılmış kederlerinizdir,
şimdi kahkahalarınızın yükseldiği o kuyu, çokça zaman gözyaşlarınızla dolmuştu.
kederin varlığınızda açtığı oyuk ne kadar derin olursa taşıyabileceğiniz sevinç o kadar çok olur.
sevinçliyken yüreğinizin derinliklerine bakın, sizi şimdi sevindirenin, sizi bir zamanlar üzenden başka bir şey olmadığını göreceksiniz.
kederli olduğunuz zaman yine yüreğinize bakın, aslında bir zamanlar mutluluk kaynağınız olan için ağladığınızı göreceksiniz.
gerçekte kederiniz ve sevinciniz arasında terazi gibi asılı duruyorsunuz.
sadece kefeler boşken hareketsiz ve dengedesiniz.

özgürlüğe dair:
günleriniz dertsiz, geceleriniz eksiksiz ve hüzünsüz iken gerçekten özgür olamazsınız,
tam tersine, bütün bunlar yaşamınızı kuşattığı halde, çıplak ve tüm bağlardan kurtulmuş olarak hepsinin üzerine yükseldiğiniz zaman özgürsünüz gerçekten.
aslında özgürlük dediğiniz şey zincirlerin en kalınıdır, halkaları güneşte parlayıp gözünüzü alsa da.
ve özgür olabilmek için çıkarıp atacağınız, kendi özünüzün parçalarından başka nedir ki?
ve üstünüzden atmak istediğiniz bir endişeyse söz konusu olan, bu endişe size dayatılmadı, siz onu seçtiniz.
ve atmak istediğiniz bir korkuysa, o korku sizin yüreğinizi mesken tutmuş, korkulanın elini değil.
gerçekte her şey, arzulanan ve korkulan, iğrenç olan ve sevilen, kovalanan ve kaçmak istediğiniz her şey varlığınız içinde devinmekte sürekli bir yarı kucaklaşma halindedir.

akıl ve tutkuya dair;
ruhunuz çoğu zaman bir savaş alanıdır, aklınız ve yargılama gücünüz, tutkunuza ve iştahınıza karşı savaşır.
keşke ruhunuza barış gelse.
aklınız ve tutkunuz denizlere açılmış ruhunuzun dümeni ve yelkenleridir.
yelkenleriniz ya da dümeniniz parçalanırsa, oraya buraya savrulup sürüklenmekten ya da denizin ortasında kıpırtısız kalmaktan başka bir şey gelmez elinizden.
çünkü tek başına hükmeden akıl, kısıtlayıcı bir güç, başıboş bırakılmış tutku ise kendisini yok edene kadar yanan bir alevdir.
zevke dair;
yedi kız kardeşi vardır zevkin ve en gösterişsizi bile daha güzeldir zevkten.
kök aramak için toprağı kazırken hazine bulan adamı duymadınız mı?
aranızda genç olup zevki aramayan yaşlı olup anımsamayanlar var;
ve aramaktan ve anımsamaktan duydukları korkuyla tüm zevklerden kaçıyorlar, ola ki ruhu ihmal etmiş, ruha karşı kusur işlemiş sayılırlar diye.
çoğu kez zevki yadsıyarak sadece arzuyu varlığınızın kuytularında biriktirirsiniz

-Halil Cibran

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder